15 Ocak 2017 Pazar

ŞEYHÜLİSLAM ARİF HİKMET EFENDİ KÜTÜPHANESİ

                           ŞEYHÜLİSLAM ARİF HİKMET EFENDİ KÜTÜPHANESİ

Osmanlı Şeyhülislamlarının 105. si olan Arif Hikmet Efendi tarafından Medine’de kurulan kütüphane hakkında iki önemli yazı yayınlanmıştır. İlki Mustafa Bilge’nin İslam Medeniyeti Dergisi’nin Ekim 1968 tarihli 15. Sayısındaki yazısı olup, diğeri İsmail Cerrahoğlu’nun Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi’nin 1988 tarihli XXX. Sayısında kaleme aldığı yazıdır. Aşağıda ikinci yazının pdf’i olacağı için konu ile ilgili ayrıntıya girilmeyecektir. Ancak her iki yazı da kütüphanenin son Türk müdürü olan Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarının yayınlanmasından önce yazıldığı için ufak eklemeler yapmak konuyu zenginleştirecektir.

1945 yılında Medine’ye yerleşerek mendil ticareti yapmaya başlayan Ali Ulvi Kurucu daha sonra geçtiği memuriyet yaşamında sırasıyla Maarif Müdürlüğü’nde başkâtiplik,  ilk mektepte öğretmenlik, Medine-i Münevvere Evkaf İdaresi’nde müdürlük yapmıştır. Kendi ifadesi ile “Yazı yazmaya, eser vermeye, şiir yazmaya teşne” olduğu için 1980 yılında, daha düşük bir kazanca rağmen, tayin edilen müdürünün yerine geçerek Mahmudiye Kütüphanesi’ne müdür olmuştur. 1982’de Mushaf-ı Şerif Kütüphanesi olarak yeniden düzenlenen Mahmudiye Kütüphanesi’nin içindeki eserler Umumi Kütüphane’ye geçince Ali Ulvi Kurucu da Umumi Kütüphane’nin başına geçmiş, düzenleme sonrasında hem Mushaf Kütüphanesi’nin hem de başında olduğu Umumi Kütüphane’nin müdürlüğünü yapmaya başlamıştır.

Arif Hikmet Kütüphanesi’nin müdürü Mahmud Efendi’nin de emeklilik yaşının gelmesinden ve gözündeki rahatsızlıktan dolayı işi bırakmak istemesi ve ricası üzerine Ali Ulvi Kurucu bu kütüphanenin de başına geçer. Böylece tek memur maaşı ile üç kütüphanede müdürlük vazifesini ifa etmeye başlar.

Ali Ulvi Kurucu ve müdürlüğünü yaptığı  Arif Hikmet Bey Kütüphanesi
Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarında verdiği bilgiye göre değerli yazma eserlere meraklı olan Şeyhülislam Arif Hikmet Efendi’nin büyük bedeller ödeyerek topladığı nadir eserlerden oluşan kütüphanenin arsası, Arif Hikmet Efendi tarafından Hazret-i Hasan’ın torunlarından olan Hasan İbn Zeyd’in oğlundan büyük bir paraya satın alınmıştır. Kütüphanenin inşaatı başladıktan sonra vazifesinden ayrılarak, kitapları ve ailesi ile birlikte Medine’ye gelip yerleşmeyi arzu eden Arif Hikmet Efendi rivayete göre Sultan Abdülmecit’ten izin istemiş ancak şu cevabı almıştır:
“Hocam, analar her gün binlerce evlat doğuruyor. Fakat bunların arasında bir Arif Hikmet çıkmadı. Evet Medine’ye giderseniz yapacağınız taat ve ibâdât ile şahsınıza kazanacağınız ecr ü sevap çok olacaktır. Fakat onlar şahsınıza münhasır kalacaktır… Burada size ihtiyaç vardır. Burada yapacağınız hizmet ve hasenat bütün ümmet-i Muhammed’e, devlete ve millete şamil olacaktır. Siz benim kolum kanadımsınız. Sizin gibi âlim, arif, güngörmüş, tecrübe sahibi, devlet umurunu her hususuyla bilen anlayan bir şeyhülislam daha bulmak çok zor olacaktır. Ümmet-i Muhammed’in size ihtiyacı vardır…”

Bunun üzerine çaresiz kalan Arif Efendi İstanbul’da kalır. 1854’de makamından ayrılsa da muhtelif manilerle arzusunu yerine getiremez ve küçük hanımına vasiyet eder:
“Ben ölünce, kitaplarımızı sandıklara koydur. Medine-i Münevvere’deki kütüphane binasına götür, yapılmış hazır bekleyen dolabına yerleştir. Kendin de bitişikteki evinde otur. Ecelin gelince Cennetül Bakî’ye gömülürsün.”

1859’da vefat eden Arif Hikmet Bey’in eşi bu vasiyeti yerine getirmiş ve binlerce cilt kitabı sandıklara koydurtup, develerle Medine’ye nakletmiş ve kendisi de orada vefat etmiştir.
Kütüphanenin son Türk müdürü Ali Ulvi Kurucu’nun emekliliği sonrasında Mescid-i Nebevi’nin genişletilmesi çalışmaları nedeni ile kütüphane buradan kaldırılarak Melik Abdülaziz Kütüphanesi’ne nakledilmiştir. Kütüphanedeki kıymetli yazma eserlerden bazılarının resmi bir istekle Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ne nakledilmiş olmasına rağmen çoğu eser artık bu kütüphanenin içinde özel bir bölümde yer almaktadır.


Aşağıdaki yazıda sadece Arif Hikmet Bey Kütüphanesi’nin ayrıntılı bilgisi değil, bugün ismi unutulmuş olan diğer Medine kütüphanelerinin de tafsilatlı bilgisi mevcuttur.  Ayrıca konu ile ilgili olarak Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi’nin 2006 tarihli X/2. Sayısında yayınlanan, Ömer Yılmaz’ın Medine Melik Abdülaziz Kütüphanesi’nde Farklı Dillerde Yazılmış Tasavvufla İlgili Yazma Eserler ve Mahmut Şarlı’nın Medine-İ Münevvere’deki Arif Hikmet Bey Kütüphanesi’nde Bulunan Edebiyatla İlgili Türkçe Yazma Eserler başlıklı yazıları internet ortamında gene pdf olarak mevcuttur.


Burak Kumpasoğlu


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder